Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor Yerel Haberler
Çin’in uluslararası mal ve hizmet ticaretinde artış
Çin’in uluslararası mal ve hizmet ticaretinde artış
Geçici barınma merkezinden kaçan 24 kişi yakalandı
Geçici barınma merkezinden kaçan 24 kişi yakalandı
Bakan Muş: 'Bu rakam, tüm zamanların en yüksek aylık ihracat rakamıdır'
Bakan Muş: "Bu rakam, tüm zamanların en yüksek aylık ihracat rakamıdır"
Bu besinler kalp dostu
Bu besinler kalp dostu
Mevduat faizleri artmaya devam ediyor
Mevduat faizleri artmaya devam ediyor

Ahmed F. YÜKSEL

Ciddiyet
18 Kasım 2014 Salı

Ciddiyet üzerine kaleme alınan bu metne, konunun ağırlığını, sorumluluğunu hissederek başlamak yerinde olur kanaatindeyim.

Bu açıdan, elimdeki dokümanlarla bağlantılı biçimde düşüncelerimi sizle paylaşmak istiyorum.

Değerli dostlarım, kardeşlerim!

Gündelik yaşamımızda “kullandığımız lisan” ne tuhaf değil mi?

Aynı kelime, ufacık bir eklemeyle çok farklı, değişken bir mana kazanabiliyor.

Örneğin ‘ciddilik’ ve ‘ciddiyet’ kelimelerini ele alın.

İkisi de Arapça kökenli.

Ciddi sıfatından türemiş.

Ayrıca iki sözcüğü de bir cümle içinde kullanmak mümkün:

“Durumun ciddiliğini fark etmek gerekir; çünkü toplum ciddiyetini yitirmek üzere.”

Bu cümledeki ilk ibarede ciddiliğin vurgulanması yapılmış. Yine aynı cümlede bu defa aynı kelime kullanılarak, o toplumun yakışık almayan bir niteliğinin ön plana çıkmakta olduğu dillendirilmiş.

Yine ‘Sen bu işin ciddiyetinin farkında olamadın’ şeklinde bir yaklaşım ise, insanoğluna yakışmayan nakıs (olumsuz) bir vasfa işaret ediyor.

Evet, gerçek olan bir şey varsa o da şu:

Biz, toplum olarak ciddiyetimizi yitirmek üzereyiz.

Ciddiyetin kaybolduğu alanlarda “sevimsizliğimiz” ön plâna çıkıyor.

Birbirimizi suçlar, hatta nefret eder hale gelebiliyoruz. Tartışmalar devam ediyor, sorunlar çığ gibi büyüyor.

Bence bunun basit nedenleri var.

Ortak noktalardaki hazımsızlıklar!

Mesela belirli konularda yeterli seviyeye gelemeyenler, bazı huylarını devreye sokmakta asla bir mahzur görmüyor.

Diyorlar ki: “birlikte yaşayacaksak, herkes eşit olmalı.”

Eşit olmayı arzulayanlar, bu kez liderliğe soyunuyorlar.

Ne gerekiyorsa onu yapmakta tereddüt etmiyorlar.

Bunu gözlemliyoruz.

Bir curcunadır gidiyor.

Bütün bunlar, ciddiyet çerçevesinden uzak şeyler.

İnsan özgürce kararlar verirken, bazı durumlara yetip yetmediğini düşünebilmeli.

İnsafla, vicdanla hareket etmeli.

Bakın Kuran-ı Kerim ne diyor:” Her ilim sahibinin üstünde bir ilim sahibi vardır.”

Bu uyarı, ilim sahipleri için dillendirilmiş.

Bizler için, uyurgezer takımı için söylenmemiş.

Ayrıca ilim sahiplerinin şahadet edebileceğini vurgulamış.

Sizce burada bir anlam inceliği yok mu?

Dilenseydi herkesin bu şahadeti yapabileceği söylenmez miydi? Ancak neden böyle davranıldığını tahmin etmek hiç de zor değil.

Bunlar, yakin ehline göre doğru olan tespitler, sana bana göre biraz uzak görüşler gibi duruyor.

“Eşitlik” diyorsak bu hususları da göz önüne almamız şart gibi görünüyor.

Bazen iyi niyet, sorunların üstesinden gelebilse de kimi zaman bu dahi yeterli olmuyor.

Ama en azından farkı görebilmek, ciddi olmak gerekiyor.

Bir konu üzerine eğiliniyor, sıkı şekilde ele alınıyorsa orada samimiyet var diyebiliriz.

Dikkat edin, size inandırıcı gelmeyen bir mesele, ciddiyetsizlikten ötürü bu haldedir.

Kim hayatta bir şeyler yapmak istiyorsa, bu konjonktürden ayrılmamalı derim.

Şu anda İslâm, yenilenme hususunda bir dönüm noktasında.

Bunların sonuçları yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Bazıları, uzak gördüğü bu görüşe dikkatlice yaklaşıp kendini bu çizgiye çekmeli.

Ciddiyetsiz, panik dolu hareketler buna sekte vurur. Bu yüzden arzu edilen değişiklikleri yapması söz konusu iken, aksi tavırlar, kendisine bedel ödeyeceği bir lokasyonun (durumun) kapılarını ardına kadar açar.

Zira siz ciddi olmazsanız veya olaya ciddi şekilde yaklaşımda bulunamaz iseniz, böyle bir tablo karşılaşırsınız.

İnsanın kendini tanıması, ebedi bir hayatın temini için, sorunların üzerine hassasiyetle eğilmesi ve bunu kanıtlayacak hareketleri kaçınılmaz biçimde sergilemesi gerekiyor.

Bir yerlere toslamamak için bu tür yaklaşımlar şart derim.

Ahmed F. YÜKSEL

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANKARA GAZETESİ
ANKARA
YAZARLAR
Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
Veda zamanı
Ülker Piriyeva
Ülker Piriyeva
Fransa'nın dış politikası tamamen değişmeli
Mehmet Metiner
Mehmet Metiner
Koronavirüsle imtihanım...
Erkan Zorlu
Erkan Zorlu
Kıskançlık derdinin dermanı yok…
Markar Esayan
Markar Esayan
Keşke o kadar basit ve kolay olsa…
Ardan Zentürk
Ardan Zentürk
Yunan'ı ezdirmez, İsrail'i tehdit ettirmezler…
TWITTER'DA ANKARA GAZETESİ
FACEBOOK'TA ANKARA GAZETESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Türkiye'nin aktif dış politikasını nasıl buluyorsunuz?

Doğru Buluyorum
Yanlış Buluyorum
Fikrim Yok

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri