Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor Yerel Haberler
Çin’de Covid-19 hastalarının sağlık sigortası kapsamı 1,6 milyar yuanı aştı
Çin’de Covid-19 hastalarının sağlık sigortası kapsamı 1,6 milyar yuanı aştı
Resulayn’daki patlamanın faili yakalandı
Resulayn’daki patlamanın faili yakalandı
Koronavirüs ve beslenme
Koronavirüs ve beslenme
USDTRY analizi
USDTRY analizi
Global piyasalar Janet Yellen’ın açıklamalarına odaklandı
Global piyasalar Janet Yellen’ın açıklamalarına odaklandı

Vedat Bilgin

Ekonomi, hukuk, reform
23 Kasım 2020 Pazartesi

Türkiye’nin nasıl değiştiğini kavramadan kavramları tartışmak anlamlı olmayacaktır. Türkiye ‘battı batıyor’ edebiyatı yapanlar da, ‘her şey kötüye gidiyor’ karamsarlığını yayanlar da hep aynı sorunlu bakış açısının içinde yer almaktadırlar.

Türkiye daha yakın zamana kadar, bütün 20.yüzyılı azgelişmiş ülkeler kategorisinde yaşamış, ekonomik bakımdan geri bir ülke konumundaydı; 2000’li yılların başında fert başına düşen milli gelir 3000 dolar civarındadır. Ekonominin buradan kalkıp 11.000 dolar dolayına geldikten sonra ‘orta gelir tuzağı’ diye ifade edilen gerçekte küresel ekonomik krizin etkilerine maruz kalması, arkasından ABD merkezli finansal saldırıyla karşılaşmasından sonra bugün fert başına gelirin 8000 dolar civarında olmasının sorunlarını tartışmak gerekir. Reel gelir düzeyi açısından bakıldığında durum daha farklıdır fakat ‘faiz-döviz-enflasyon’ kısır döngüsünün kırılması önemlidir; esas meselenin bu olduğunu görmek zorundayız.

EKONOMİK GELİŞME

Demek ki bugün sorun artık azgelişmiş ülke sorunu değil, gelişmeyi orta seviyeden ileriye taşıma sorunudur; peki bunu yapmak için ne yapılmalıdır? Bu sorunun cevabını anlamak açısından son yirmi yılda Türkiye’nin nasıl geliştiğine bakmak lazımdır.

Yakın tarihi analiz ettiğimizde üç hususun ön plana çıktığının tespit etmek mümkündür: Bunlardan ilki, sürekli reformdur. AK Parti, iktidara geldiği günden itibaren yenilikler yapmaya çalışan bir partidir fakat her yenilik girişimi kurulu düzen tarafından ki bunun rasgele bir ifade olarak değil, defalarca yazdığım gibi ‘militarist siyasal yapıyı’ ifade etmek üzere kullandığımı belirtmem gerekir. Bu durum kaçınılmaz olarak AK Parti’yi reform paketleri hazırlayarak ilerlemeye götürmüştür. Demokratikleşme reformları arka arkaya yapılmıştır. Burada, son büyük reformun sistem değişimi olduğu açıktır.

Ekonomide devlet-sermaye ilişkisinin ‘emir –komuta ekonomisi’ mekanizmasından piyasa ekonomisine geçişini sağlamak ikinci husustur. Siz bakmayın ‘inşaat ekonomisi’ kuruldu sözlerine, inşaat sektörünün GSMH içindeki payı % 8 civarındadır ki, alt yapısı eksik tarımsal toplumun kentsel/metropollere dönüştüğü bir yapıda bu oranı tartışmak bile anlamsızdır. Elbette ‘emir-komuta’ ekonomisinden ‘piyasa ekonomisine’ geçmek, küçük ve orta ölçekli endüstrilere piyasada alan açmak kolay bir iş değildir; üstelik bu dönüşüm yoksul bir ekonomik yapıdan çıkış sürecinde yaşanmıştır.

DEMOKRASİYİ İLERİ TAŞIMAK

Üçüncü önemli olay Türkiye’nin dünya sistemiyle kuruduğu dış politika yaklaşımında gerçekleştirilmiştir. Batı’ya bağımlılıktan, Batı vesayetinden çıkış Türkiye’nin hem bölgesel hem küresel bir siyasal güç merkezi olma sürecinin şartlarını hazırlamış olmakla beraber yeni sorunları, elbette önemli konuları da gündemin önüne taşımıştır.

Bütün bunların anlamı şudur, Türkiye ekonomide daha ileri bir aşamaya geçmek, siyasal sistemde gerçekleştirdiği değişimin gerektirdiği demokratik mekanizmaları inşa etmek, demokratik hukuk devletini güçlendirmek içim, bütün kurumsal yapıda reformlar yapmak durumundadır. Eski zihniyet ve yapılar ilerlemenin ayak bağı oldukları zaman reform kaçınılmazdır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANKARA
YAZARLAR
Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
2084 veya dijital tekelci sermaye diktatörlüğü
Ülker Piriyeva
Ülker Piriyeva
Fransa'nın dış politikası tamamen değişmeli
Mehmet Metiner
Mehmet Metiner
Koronavirüsle imtihanım...
Erkan Zorlu
Erkan Zorlu
Kıskançlık derdinin dermanı yok…
Markar Esayan
Markar Esayan
Keşke o kadar basit ve kolay olsa…
Ardan Zentürk
Ardan Zentürk
Yunan'ı ezdirmez, İsrail'i tehdit ettirmezler…
TWITTER'DA ANKARA GAZETESİ
FACEBOOK'TA ANKARA GAZETESİ
ANKARA GAZETESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Türkiye'nin aktif dış politikasını nasıl buluyorsunuz?

Doğru Buluyorum
Yanlış Buluyorum
Fikrim Yok

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri